Glokom

Glokom

Glokom (Göz Tansiyonu) Ameliyatı

Göz tansiyonu, görmemizi sağlayan göz içi sıvı basıncının artarak göz sinirlerine baskı yapması sonucu ortaya çıkan bir göz hastalığıdır. Göz tansiyonunun tıptaki ismi glokom hastalığıdır. Göz tansiyonu öncelikle genetik olabilir. Ailenizde göz tansiyonu hastası varsa kontrollerinizi ihmal etmeyiniz. Miyop ya da astigmat hastasıysanız, migren rahatsızlığı varsa, şeker hastasıysanız, kansızlık sorununuz varsa göz tansiyonu hastası olma riski taşıyorsunuz demektir. Göz tansiyonu olup olmadığınızı nasıl anlarsınız, belirtileri nelerdir, açıklayalım. Sabahları baş ağrısıyla uyanmak, televizyon izlerken gözde ağrı oluşması, ara ara bulanık görme, ışıklı halkalar görme gibi şikayetleriniz varsa göz tansiyonu hastası olabilirsiniz. Bir doktora başvurmanızda yarar vardır.

Peki, göz tansiyonunun tedavi şekilleri nelerdir? Ameliyat olmak şart mıdır? İlaçla tedavisi yok mudur? Hastalığın ilerleme derecesine göre tedavi şekli de değişmektedir. Damla ile tedaviye başlanır. Fakat göz sinirlerinde kayıplar başlamışsa, görme kaybınız artıyor demektir ve bu durumda ameliyat şarttır. Göz tansiyon ameliyatı hakkında bilmemiz gerekenler şunlardır.

Ameliyata karar verilmişse hasta hazırlanır ve yalnızca göz çevresi uyuşturulur. Yani lokal anestezi ile ameliyat yapılır. Ancak çocuk ya da mazeretli bir hasta ise bayıltmak gerekebilir.

Gözün renkli kısmı ile beyazının birleştiği bölümde bir kanal açılır. Bu göz bebeğinin üst kısmıdır. Bu kanal göz sinirlerine baskı yapan göz içi sıvısının fazlasını dışarı atmaya yarayacaktır. Göz içinin üst kısmı olduğundan ameliyat sonrası hiç fark edilmeyecektir.

Göz Tansiyonu Teşhisi

Glokom tedavi edilmediği zaman körlüğe yol açabilen önemli bir hastalıktır.

Glokom her iki cinste eşit oranda görülür (kadın ya da erkek ayırt etmez).

Her yaşta görülebilir, ancak görülme sıklığı ilerleyen yaşla birlikte artar.

Tüm dünyada yaklaşık 70 milyon insanda bulunduğu (dünya nüfusunun kabaca yüzde biri) hesaplanmaktadır. Bunların yaklaşık onda biri olan 7 ila 10 milyon kişide körlük söz konusudur. Glokom gelişmiş ülkelerde ve ülkemizde körlüğün en önemli nedenidir.

Glokom hastalığına yola açan ana neden “Genetik yatkınlık” tır.

Glokom çok sinsi bir hastalıktır, önemli bir belirti vermeden kalıcı hasar yapabilir.

Glokomda görme kaybı genellikle yavaş (göz tansiyonunun seviyesine bağlı olarak aylar ya da yıllar içinde) gelişir. Genellikle tek gözde başlar, daha sonra diğer gözde de ortaya çıkar. Glokomda keskin görme ve okuma fonksiyonları en son evrede etkilenirken öncelikle görüş alanı daralmakta ve hareketli cisimlerin algılanması bozulmaktadır. Görüş alanı iyice daraldığında yürürken eşyalara takılma, basamakları fark etmeyerek düşme gibi bulgular ortaya çıkmakta; son evrelerde ise görüş alanı iyice daralarak adeta dar bir boru içinden bakma gibi bir durum ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde yaklaşık bir milyon kişide glokom bulunmaktadır, ancak bunların yarısından çoğuna doktora başvurmadıkları için tanı konamamıştır.  

Glokoma bağlı görme bozukluğu kalıcıdır ve düzeltilemez; bu nedenle glokom tedavisinde ilk amaç hastalığın olabildiğince erken evrede teşhis edilmesidir.

Glokomun genellikle tek gözde başlaması (diğer göz tamamen normal olabilir), genellikle ağrı, kızarıklık gibi belirtiler vermemesi ve oluşan görme kaybının hastalığın başlangıcında merkezi görmeyi fazla bozmaması gibi nedenlerle birçok hastada ancak bir miktar görme fonksiyonu bozulduktan sonra tanı konabilmektedir. Glokom hastalarının önemli bir kısmı tesadüfen sağlam gözlerini kapattıklarında bozuk gözdeki görme kaybını fark edip doktora başvurmaktadırlar. Yapılan araştırmalarda glokom tanısının hastaların %10’unda körlük oluştuktan sonra konabildiği belirtilmektedir. Bu evrede başvuran hastaların ne yazık ki bozulan görmelerini geri getiremiyoruz. 

Glokomda erken evrede tanı koymak için periyodik tarama muayeneleri gereklidir.

 

Tüm Sorularınız İçin 0 (282) 261 93 61